Bu yazımda sizlere Kafka’dan bahsetmek istiyorum. Neden yalnızdı? Kafka kimdir? Neden hayatı boyunca mutsuzdu? Temelde yatan sebep neydi?

İzninizle önce size kim olduğu ve önemli eserlerini anlatmak isterim. Kafka 1883 yılında Prag’da dünyaya geldi. Hukuk eğitimi almış ve boş zamanlarını yazarak geçirmiştir. Eserlerinde genellikle duygusal tecrübelerini, ilişkilerini ve otoriteye karşılığını işlemiştir. En yakın arkadaşı Max Brod’dan eserlerini yakılmasını istemiştir. En önemli eserleri; Dava, Şato, Dönüşümdür. Babaya Mektup ve Dönüşüm adlı kitabında babasıyla olan ilişkisine şahit oluyoruz. Neden mutsuzdu bu kadar ve benliğinin farkına vardığından beri neden yalnız hissediyordu? Sağlığıyla alakalı kaygıları, sindirim sistemi bozuklukları,saçlarının dökülmesi ve skolyoz neden genç yaşında onu buldu ?

Açıkça görüyoruz ki BABAYA MEKTUP babaya hiç ulaşmamış, dinlenmek üzere gittiği Schelensen’de tanıştığı Julia Wohryzek adında bir kızla nişanlanması ve babasının buna karşı çıkması üzerine kaleme alınmış itiraf mektubudur. Çocuk gelişiminin en önemli yeri ailedir tezi burada kendini açıkça göstermektedir. Kafka çocukluk dönemi kötü geçmiş, babası tarafından sürekli aşağılanmış hiç dayak yememisine karşın huzursuzluk için de büyümüş biridir. Öyle çok etkilenmiştir ki bu durumdan bunlar yapıtlarına yansımıştır. BABAYA MEKTUP kitabında şu sözler dile gelmektedir. ”O zamanlar her yönden desteğe ihtiyacım olabilirdi, ne de olsa senin fiziksel varlığın altında eziliyordum. Hatırlıyorum sıklıkla aynı duş kabininde soyunur ve giyinirdik. Ben güçsüz ve sıskaydım sense uzun boylu ve kalıplıydın. O kabinin için de kendimi değersiz bir varlık gibi hissediyordum. Hatta senin gözünde değil, tüm dünyaya karşı bu hissiyatım geçerliydi. Sen benim için herşeyin ölçütüydün. Sonra bornozlarla insanların karşısına çıktığımızda sen elimden tutardın. Ben küçük bir iskelet gibi çıplak ayaklarımla dengesiz bir şekilde ayakta durmaya çalışırdım. Sudan korkardım ve senin kulaçlarını taklit edemezdim. Sen iyi niyetle bana yüzme öğretmeye çalışırken ben de utançtan yerin dibine gecerdim.senin karşında aciz ve çaresizlik içıne düşerdim.”(BABAYA MEKTUP syf14) ve devamını okuduğumuzda şu cümleleri görüyoruz. ”Çocukluğumda en çok yemek masasında vakit geçirirdik ve sofra adabıyla ilgili kuralları ögretirdin. Tabaktakiler bitirilmek zorundaydı ve yemek hakkında kötü yorum yapılamazdı. Oysa sen yemekleri hiç beğenmez hayvan yemi gibi benzetmeler yapar, o pis kadının (aşcı) beceriksizliğinden yakınırdın. Her zaman çok aç olurdun.Yemek tabağına konur konmaz lokmalarını ağzına götürürdün ve ben de sana yetişmek zorunda kalırdım. Sofrada yaptığın uyarılırsa herkesi sessizliğe gömerdi; ’yemeğini ye sonra konuş, hadi cabuk ye, ben bitirdim bile baksana ‘ gibi cümleler kurardın. Kemikleri birtek sen çiğneyerek yiyebilirdin. Sirke gürültülü bir biçimde içilemezdi ama sen içerdin. Ekmeği düzgün kesmek çok önemliydi ama sen üzeri sos kaplı bıçakla kesince bir sorun olmuyordu. Yere kırıntı düşmemeliydi ama yemeğin sonunda sandalyesinin dibi kırıntılarla dolu olan sendin. Sofrada yemek yemekten başka birşey yapılamazdı ama sen tırnaklarını keserdin, kalemlerini açardın, kulaklarını temizlerdin.”(BABAYA MEKTUP syf 18). Kalemini okuduğumuzda onun fiziksel değil ama psikolojik olarak nasıl bir baskı altında olduğunu görebiliriz. Çocukları içsel buhran için de bırakan sadece fiziksel baskı değildir. ”Bana gerçekten bir kere bile vurmadın, doğru. ama bağırırken yüzünün kızarması, hızlıca kemerini çözüp onu sandalyenin arkasına asman beni çok gererdi. Kendimi kötü hissederdim çünkü bu birinin asılması anlamına geliyordu ve bir insan asılırsa ölür ve herşeyi biterdi. ”Huzursuz bir çocukluk,kendi kararlarını almasına ,düzgün gitmeyen ilişkileri, hastalıkları onu hayatı boyunca içsel çöküntüye uğratmıştır. Hayata gözlerini açtığından beri kaygılı bir yaşam sürmüştür. Dönüşüm adlı eserinde ailenin yok edici yanlarını ve otoriteyi işlemiş bir sabah bir hamam böceği olarak uyanan Gregor Samsa’da bunun en iyi örneklerindendir. Babasının ölümcül iktidarı onu hayatı boyunca mutsuz ve yalnız adam yapmıştır. Yazımı Franz Kafka’nın sözleriyle bitirmek istiyorum.

 

“Kendini sonsuz küçültmek ya da sonsuz küçük olmak. Birincisi mükemmellik
yani eylemsizliktir, ikincisi başlangıç yani eylemdir.”  (Lavinya)